|
|
|
 |
AÝLE PENCERESÝ | Igneli
|
 |
|
 |
|
|
Gurbetteyim
15 Mart 2010 at 15:33:30 tarihinde SinBa tarafindan gönderilmistir. | Kaynak : Dahaber
|
|
Çok iddialı laflar etmekten hep korkmuşumdur, ancak son günlerde etrafımda gelişen olaylar, medyada gördüklerim, duyduğum hikâyeler beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Kimse Yok Mu Derneği olarak birçok mağdur aileye ziyaretler gerçekleştiriyoruz.
|
Çok iddialı laflar etmekten hep korkmuşumdur, ancak son günlerde etrafımda gelişen olaylar, medyada gördüklerim, duyduğum hikâyeler beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Kimse Yok Mu Derneği olarak birçok mağdur aileye ziyaretler gerçekleştiriyoruz.
Çoğunun mağduriyet sebebi mutsuz evlilikler.. Hem annesi hem kızı boşanmış o kadar çok mağdur var ki. Mutsuz ailenin çocukları da mutsuz oluyor sanki. Aslında tam tersi olup ailede göremediği mutluluğu çocuklarına yaşatmak için daha pozitif ve daha verici olması gerekmez mi bu insanların? Ama öyle olmuyor işte, dikenli bir bitkinin tohumundan yine dikenli bir bitki çıktığı gibi mutsuz ailelerden de mutsuzluğa aday fertler yetişiyor.
Bir kadın bir erkek artık evlenmişse o ikisi bir AİLE dir artık. Hiç bir konuda sıradan bir kadın ve sıradan bir erkek gibi düşünemezler, hayata çok renkli, çok açılımlı, çok manzaralı bir pencereden, AİLE PENCERESİ’NDEN bakmak zorundadırlar.. Gelin görün ki, kadın ve erkek dediğimiz şahıslar, ailelerinden gelen bencillik, menfaate düşkünlük, nankörlük, gereksiz derecede duygusallık gibi yanlış genleri daha evlenir evlenmez kurdukları AİLE çatısı altına taşıyorlar ve evlilik kurumu, iki karşı kutbun neferlerinin çarpıştığı kişilik savaşlarına dönüşüyor..! Keşke kız çocuğu anneleri kızlarını yetiştirirken fedakârlığa, pozitifliğe, verici olmaya, karşısındakini dinlemeye, geniş düşünmeye, idare etmeye, empati yapmaya yatkın şekilde yetiştirseler. Toplumda sanıla geldiği gibi değil, güya kadınlar hep idare eden tarafmış, güya erkekler hep kaçarmış, kadınlara kalırmış yük!Kadınlar hep dert çekermiş erkek gününü gün edermiş!! Hepsi sevgili hemcinslerimin süslü palavraları! Kadınlar idare ediyoruz diye diye erkeklerin ömrünü törpülüyor, kimsenin haberi yok! Şimdi hemcinsinslerim kızacak bana, ama doğrusu bu, 3 yıldır Kimse Yok Mu Derneği'ndeyim, 3 bin ailenin derdiyle bire bir ilgileniyorum. Sanırım birazcık konuşmaya hakkım var, ister katılın ister katılmayın ama durum şu:
1-Biz kadınlar çok nankörüz, bu adamlar nasıl bu kadar kötü, acımasız ve sorumsuz olabilir arkadaşlar? bu doğanın kanununa ters! Yediğimiz önümüzde yemediğimiz yan cebimizde. Ama hale bakın ki, adamlar eve geç geliyor, onlar hain-zampara, onlar çocuklarla ilgisiz, onlar kendi analarına bacılarına düşkün, bize ilgisiz.. Pardon da, bu çocukları biz kadınlar doğurduk, erkeklerin çocuğa bakma kabiliyeti olabilseydi Rabbim en az birinin taşınma-emzirilme işini onlara yüklerdi, değil mi? Onlar dışarıda çalışıp kazanıp getirecek, biz sofraya koyup bebelere yedireceğiz, bu kadar basit? Bunun nesini anlamak zor? Bir de kocasına ansına bacısına gidiyor diye eziyet eden hatunlar! Affedersiniz ama O'nun anasının bacısının başı kel mi? Biz anam anam diye anamıza seyirtirken o ne yapacaktı? Kocamız da bir annenin evladı, bir kaç kardeşin ağabeyi sonuçta, gidecek elbette, onların dertlerini dinleyecek ve aslan gibi evlatlık yapacak. Yapmazsa, anasına bacısına kayıtsız kalırsa zaten o zaman sorun var demektir.Kendi anne-babasına ve kardeşlerine hayrı olmayan kocanın eşine ve onun ailesine de hayrı olmaz ki..
2-Biz kadınlar, mutlu anları çabuk unutuyoruz. Bu adamlar 10 larca yıldır hiç mi güzel bir şey yapmadı bize? Hiç mi tatlı bir söz söylemediler? Hiç mi hatırı yok bir tek iyi anın? Hı?
3-Biz kadınlar aslında analarımızla evlenmeliymişiz…! Evet öyle şaşırmayın hiç, şu kazık kadar anne olmuşken yaptığımız şeye bakın, hala her gece “annem şunu dedi, annem böyle söyledi” muhabbetiyle kocalarımızı bezdiriyoruz!! Kendi analarımızı yatağımızdan çıkaralım lütfen! Hala annesinden akıl alan, annesiyle yatıp kalkan, kocan mı annen mi denince büyük bir aşkü şevk ile “annem” diyen kadınları görüyorum ve onların eşlerine acıyorum, akıl vermek gibi olmasın ama salıverin beyefendi eşinizi, anneciğiyle yaşasın bir müddet! 30-40 yaşında koca kadın olmuş, elinde kazık kadar çocuklarla annesinin kapısında bir hafta kalamaz ve “ben ettim sen etme” diye mesaj üstüne mesaj çekerler inanın!
4-Ben her zaman derim ki “en ideal eş, eldeki mevcut eştir”. Evlenmiş barklanmış ama hala “acaba bu bahçede daha iyisi var mıydı” diye dolanan gafil karı kocalara da diyorum ki: bakın şu tosladığınız şeyin adı duvar, bahçe bitti, elinizdeki mevcut gülle idare edeceksiniz, gözünüz gibi bakın, soldurmayın ve kurutmayın, unutmayın ki o bu bahçenin son gülüdür…
5-Ve son olarak, karı-koca kendimizi zorlayarak da olsa evlatlarımızın hatırına birbirimizi sevelim, Unutmayalım, o adama severek vardık, o kadını beğenerek aldık, birlikte çok güzel vakitler geçirdik, gençtik, birlikte yaşlanıyoruz, ten tene uydu, can cana uydu, huy huya uydu, boy boya uydu. Elimizde bir şey yoktu, evimiz arabamız oldu, boyumuzca çocuklar verdi Allah, neden hep elde olmayanı istiyoruz, nedir bu gözü doymamışlık? İlla eldeki nimetleri kaybedip mi anlayacağız kıymetini? Gelin derneğe de sizi eşi vefat etmiş, sokaklara düşmüş, 3 çocukla ne annesine ne ağabeysine sığınamamış aç ve çaresiz onlarca kadın la tanıştırayım, o zaman anlayacaksınız sabah asık suratla yolcu edip kapıyı yüzüne çarptığınız eşinizin değerini..
Bu yazıyı okuyan herkes hemen eşini arasın lütfen ve “seni sen olduğun için seviyorum, seni annemden babamdan hatta çocuklarımızdan bile çok seviyorum, başımın üstünde yerin var, sen benim cennetimsin” desin. Ne olur hatırım için deyin bunu, eşiniz o kadar mutlu olacak ve sizi öyle mutlu edecek ki inanın bana dua edeceksiniz.. Anlaştık mı? Ayşe YİĞİT
|
|
|
|
| Geri |
|
 |
|
 |
| |