Atilla Barsan – Umutsuz Ev Kadınları

 

 

Bundan aylar önce oğluma bir mektup yazmıştım. Okuyanlar bir baba bunu nasıl yazdı demişti hatta bu yollu yorumlar da almıştım. Nedense toplumda böyle bir yargı var, kadınlar ağlar hep, anneler heyecanla bekler, tüm duygusallık ve incelik taşıyan hisleri onlar yaşar ama  babalar acıkmaz, ağlamaz, gülmez, hayattan bir şey beklemez, hatta hiçbir şey bilmez. Hep babalar kavga eder, bağırır çağırır, anne bir köşede el pençe bekler. Yok öyle bir şey. Hani nerdeyse babalar veya genelde erkekler bir şey hissetmezler, onlar birer robottur akşam eve girer, sabah çıkıp giderler diyecekler de diyemiyorlar. Şimdi bir çatışma çıkmasın diye bu yargıları hep nisa taifesinin yaydığını demeyeceğim, demedim yani öyle bir şey..

Oysa asıl duygusal olan bizleriz. Anneler sanırım biz geceleri öyle kaygısız-dertsiz uyuyoruz sanırlar, oysaki çocuklarım öksürse uykularım kaçar benim, illa kalkıp bakacağım, orda neler oluyor? Ya da istedikleri bir şeyi alamazsam içime dert olur, bir şekilde eğer o şey gereksizse daha gereklisini önerir, ama çocuğumun gözünü bir şeyde koymamaya özen gösteririm.

Tamam, kabul ediyorum, biz erkekler dikkatli değiliz fazla. Ayrıntıları kadınlar kadar görmeyiz. Çocuğun gelişimini santim santim ölçemeyiz, akşama ne pişirelim derdimiz yok, hırka mı giydirsek kazak mı diye (bu ikisi arasındaki farkı bile çoğumuz bilmeyiz zaten) düşünmeyiz. Evlilik yıldönümlerini, doğum günlerini, ilk tanışma bilmem nelerini çok aklımızda tutmayız. Çünkü bizim dertlerimiz başkadır, dışarıdadır.Bizim dertler, her sabah daha apartman çıkışında, garajımızın kapısında, dükkânımızın önünde, vergi dairesinde, banka sırasında veya başka bir yerde, ama mutlaka iş sahamızın bir kenarında demirden eldivenler giymiş boks maçı için bizi beklemektedir.

Babalar eve helal rızık getirmekle mükelleftir. O evde o akşam ne pişerse pişsin helal lokma geçmelidir o kursaklardan, o çocuk üşümemeli, o ev ısınmalı, o baca tütmeli, o çark dönmelidir. Ama kadın kısmısıpastanın yağ miktarı, perdenin kenarındaki ince nakış, çocuğun hırkasındaki düğmeyi düşünürken nedense bunu hiç hesaba katmaz.

Toplumun değer yargıları hızla değişiyor. Ben geleneksel kültürden yana olan biriyim, iş hayatına karışmış ve fıtratı bozulmuş hanımları gördükçe üzülüyorum açıkçası. Aile değerleri hızla alt üst oluyor, erkek kadar da kadının dışarıda zaman geçirdiği, çocukların evde bakıcılarda, emanet konu komşuda kaldığı, annenin neredeyse eve babayla aynı vakitte, hatta babadan bile sonra girdiği evlerde çocuğun hangi değerlere göre yetiştiğini ben açıkçası çok anlayamıyorum. Kız çocuk ise neyi model seçecek? Oğlan ise kimi örnek alacak?

Para ne için kazanılır? Daha fazla mutluluk içinse miktarı değil, o eve para ile giren huzur ölçülmeli. Daha rahat yaşamak içinse rahatlıktan ne anlaşıldığı sorgulanmalı. Ben paranın saadet getirmediği düşüncesindeyim, para olsa olsa ailenin veya bireylerin çağın gerisinde kalmamaları için asgari ihtiyaçlarını karşılar. O aş ocağa konuyorsa, o evde her gece huzurla ve geleceğe güvenle endişesiz uyunuyorsa gerisi teferruattır.

Çocuklar kendi aralarında konuşurken kulak verirseniz hiçbir çocuğun babasının zenginliğini annesinin kariyerini konuşmadığını görürsünüz. Onların dünyasında doya doya akşamlara dek oynamak, sevgi ihtiyacının doyasıya karşılanması ve akşam sıcacık evlerinde anne baba ve kardeşleri ile deliksiz uyumak vardır sadece.

Okulların açılacağı şu günlerde bir baba olarak derim ki ne olur anneler, çocuklarınızı ihmal etmeyin, çocuğunuzu bugün için değil gelecek asırlar için yetiştirin ki yine medyada duyduğumuz kandırılmış gençlerden birisi de sizin çocuğunuz olmasın. Okul çıkış saatlerine vs dikkat edin. Yine ne olur, çocuklarınıza dikkat edin, haberlerde kayıp çocuklar duymaktan, ihmal sonucu yaralanan-ölen çocuklar görmekten içimiz kan ağlıyor. Ve ne olur evin derli toplu olması, çocukların temiz düzenli olması kadar hatta ondan daha çok eşleriniz ve çocukların manevi huzuru ile ilgilenin.

Tamam, ben de bir baba olarak hemen daha siz yazmadan gelebilecek eleştirilere cevap vereyim; biz de daha duyarlı, daha hassas, daha fedakâr, daha yapıcı, daha çocuklarla ilgili, daha romantik, daha..… Ama ne olur daha fazlasını kimse beklemesin bizden, hanımlar, erkekleri fazla zorlayarak istediğiniz şekli veremez, istediğinizi de elde edemezsiniz,.

Biz her gün her saat verdiğimiz boks mücadelesinde sizi saha kenarında taraftar olarak görmekten daha çok keyif alırız, bize her konuda kayıtsız şartsız güvenin, orda olduğunuzu, bizi desteklediğinizi bilelim yeter, ama lütfen şekil vermeyin, antrenör olmaya kalkmayın bize.Bu hayat müsabakasında kadınların antrenörlüğündegirişilen hiçbir maç kazanılmaz.

En tehlikeli kadın tipi, yaşadığı ortamı şekillendireceğim derken kocaya (ve elbette çocuklara da ) kendi kafasındaki şekli ve yaşam biçimini dikte ettiren kadındır. Ortaya çıkan eserden hiç kimse, hatta kendisi bile memnun kalmaz. Çevremdeki yanlış kararları sonucu kendisini mutsuz, eşini ve çocuklarını huzursuz etmiş birçok umutsuz hanım görünce uyarayım dedim.

Tabii en doğrusunu yine de siz bilirsiniz. Biz erkeklerin ne haddine karışmak..

 

 

Post Author:

3 thoughts on “Atilla Barsan – Umutsuz Ev Kadınları

    Talip

    (September 16, 2011 - 1:59 pm)

    Ustadım bence butun gozumuzun onundekı mutsus umutsuz kadınlara bakalım.
    Dort dortluk koca ısınde gucunde, kadının yedıgı onunde yemedıgı coplerde. Adam karımı mutlu edecegım, cocuklarımı mutlu edecegım dıye
    cırpınır cırpınmak ne kelıme geberır.
    Ama ne hıkmetse bu kadınlarda bu cocuklarda hep mutsuzdurlar ve her bırı farklı yollara dalmıslardır.
    Neden abı bılıyormusun sevgıyede maddıyatada doymuslardır
    Ne bır beklentılerı ne bır umutları nede hedeflerı kalmıstır.
    Onlarada farklı yollara sapmak kalmıstır.
    Suclu kım bızız abı bız.
    Erkek İT gıbı calısacak Avratlar ARSLANLAR gıbı yıyecek.
    sonrada sagda solda senı karalıyarak kuyunu kazacak.
    Yaptıkları bır yemek varsın onlardan gelen bıze zehır abı.
    Onuda yaparız ehamdullullah.
    Erkekler, surculısan ettıysem kusura kalmayın.
    Karsıcınse demıyecegım zıra onlara hafıf gelır.
    Merak edıyorum kıyıda kosede elı opulesı kadınlar kaldımı?

    Selin

    (September 15, 2011 - 6:39 pm)

    Belki siz yada sizin gibi birkaç baba model olarak kalmış olabilirsiniz Atilla bey. Ama hayatta öyle babalar varki benim annemin babamdan çektigini bir Allah birde ben bilirim. Kadıncagız akşama kadar tarlada çalışırdı akşam yorgun argın eve gelir, sabah namazından saatler öncesinde kalkar dısarda kazanda çamasır kaynadır,abilerime ve babama kahvaltı hazırlar,onları işe salar (hoş ya babam senede 2 ay çalışmazdı) helalini gectık haramıda getırmezdi, yetmiyor gibi mübala etmiyorum senenin yarısını annem dayak yıyerek gecırırdı, ama birgun öff bile demedi babama. Allah rahmet etsin annem göctu bu dunyadan,cok dındar bırı degildi sadece namazını kılardı,ama inanıyorumki babamın ettıgı zulum bile annemi cennete gotureck inş

    Hatice Pala

    (September 15, 2011 - 2:28 pm)

    Atilla bey bir erkeğin gözünden mükkemmel bir yorum ve insani gerçek hisleri paylaşmışşsınız inanın çok etkiledi.Netice de erkek veya kadın anne yada Baba biz insan isek bir his ruh ve insani değerler taşıyoruz.Kişi erkek olsun dişi olsun bu hisleri bir kenara bırakmış ise bu anne veya baba zaten film kopmuştur.Dolayısı ile ben erkeklerin bayanlardan daha hissi tartışmasını başlatmaktdan ziyede erkeklerin de bayanlar kadar hatda daha ileri derecede hissiyatlı olduklarını düşünüyorum.Evet yaradılış gereği öncelik düşünceleri ve algılama görevleri farklı e bu da olsun o halde kadın ve erkek diye neden yarattı ki yaradan diye düşünmek lazım.Bana göre erkek üstüne düşenleri yaptığında kadın da onun kaburga kemiğinden yaradılmışlığına itaat ederek destek verse cenneti bu dünyada yaşarlar…:))

Leave a Reply